avcılar escort antalya escort ataköy escort escort kadıköy beylikdüzü escort escort beylikdüzü ataşehir escort istanbul escort şişli escort kadıköy escort mugla escort

PROF. DR. CİHAN AKSOY

14 Şubat 2017, 23:45
PROF. DR. CİHAN AKSOY
 İki tip insandan korkarım: Biri aile terbiyesi görmemiş olan, diğeri de Allah korkusu olmayandır. Eğer insan aile terbiyesinden ve Allah korkusundan yoksunsa o insandan korkacaksın. Korkacaksın çünkü potansiyel  ahlaksızlık ve terbiyesizlik kaynağıdır.

            Eğer insanda aile terbiyesi ve Allah korkusu varsa ondan korkma.

            Ben Cihan Aksoy’u, Aksoy-Soylu ailesi çizgisinde küçüklüğünden beri tanırım. Anneleri Zeliha Hanımefendi Gediz’in tanınmış eşrafından Azmi Soylu’nun kızıdır. Babaları Dr. Mazhar Aksoy yine tanınmış olması gereken, sohbet edilmiş olması, sofrasında oturulmuş olması gereken asil bir insandı. O da Gediz’in uzun yıllar başöğretmeni, sonra Kütahya Müftülüğü yapmış Fahri Aksoy’un oğludur. Mazhar ve Zeliha Aksoy tevazuun ve iyiliğin karakterlerinde en yüksek dozda bulunduğu insanlardı. Dr. Mazhar Aksoy çocuk hekimi olmasına rağmen Gediz’den gelen, İstanbul’da yaşayan bütün Gedizlilerin hastalık ve doktor işleri ile uğraşan, yardımcı olan onların hamisi bir insandı. Kalabalık bir sülale,  hatta arkadaş ve dost çevresi, daha ileri gidersek hemşeri çevresi yüzünden evleri sürekli yatılı misafir kabul eden bir otel konumundaydı. Üç oğlu ve bir kızları sürekli olarak bu iki sülaleden ve Gediz’den beslenen bir terbiye anlayışı sınırlarında büyüdüler. Anneye, babaya, akrabalara saygılı, terbiyeli bir dörtlü olarak birbirlerine tutkun bir bir sevgi ortamında büyüdüler; birbirlerine tutkunlukları ve sevgileri hiç eksilmeden bu güne kadar sürdü.  Maddi ve sosyal anlamda doygun, birbirlerini ve toplumu kucaklayan bir sevgi ortamında iyi okullarda okuyarak ve kaliteli dost-arkadaş yumağında büyüdüler. 

            Uzaktan bir merhabadan başka onlarla ne bir samimiyetim, ne de bir yakınlığım vardır. (ama anne ve babaları ile yakındım). Her birinin yaptığı iş, yaşadığı şehir anlamında da bir ilişkim yoktur. Cihan’ın mesleği dışında diğerlerinin ne iş yaptığını da bilmem. Yani onlara yağcılık ve yalakalık yapacak hiçbir ilişkim ve minnetim yoktur.

            Mesele talihsiz bir dil sürçmesi ile birden toplumun dışına itilen, her sabah ekranlarda görüp sağa sola “bak bu Gedizli” diye övündüğümüz insana sahip çıkma olayıdır. Cihan gerçekten “çıtır” kelimesinin argo anlamını bilemeyecek kadar avam ortamlarda bulunmamıştır. Omuzlarındaki pantolon askıları, açık gömlek yakasına bağladığı fuları ile tam bir İstanbul beyefendisi olan Cihan seyircisine yaranıp, onları güldürmek adına derinliğini bilmediği bir espri yapmış ve bunun bedelini çok ağır ödemiştir. Eğer sarf ettiği kelimenin ahlaki anlamda söylenmemesi gerektiğini bilseydi söyler miydi? Toplumun gözünde artık o bir sapıktır. Kapısının önünden kız çocuklarının geçemeyecekleri bir sapık. Biz işte böyle bir toplumuz. On bir yaşında kız çocuğu ile evleneni hoş görürüz de, espri yapanı asarız.  Hem de espri Cihan’ın bir anlık gafletinden, o andaki konuşma sıcaklığından, seyirciye sevimli görünmek arzusundan kaynaklanmış ardında hiçbir kötü niyet olmayan bir espridir.

            “Sözlerim yanlış anlaşıldı” deyip pişkinlikle oturduğu hiçbir koltuğu bırakmayabilirdi. Toplumumuzun çok çabuk unutma özelliğini akıllıca kullanıp işini sürdürebilirdi. Ama o öyle yapmadı. “çıtır kelimesinin argo anlamını bilmiyordum” deyip onurluca bütün görevlerinden istifa

etti. Özür diledi. Toplumumuzda bunu yapan kaç isim sayabilirsiniz. Sadece bu hareketi bile alkışlanmaya değer.  Toplumumuzun bütün çirkefliği ve ahlaksızlığı “çıtır ”kelimesine mi kilitlenip kaldı. Yani Cihan’ın başını alınca temizlendik mi şimdi?

            Onu yalnızlığa itip tek başına bırakmak haksızlık olur. Hiç olmazsa ona hemşeri olarak sahip çıkalım. Yazarımız, çizerimiz, ona işini yaptıranlar, birlikte fotoğraf çektirip internete koyanlar,  ona yakın olmakla övünenler şimdi ona sahip çıkmalı ve hakkında bir iki satır iyi şeyler yazmalıdır.

            Hani Ziya Paşa’nın bir sözü vardır. “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” der. Bu söz gerçi “sen adamın lafına değil yaptığı işe bak” anlamında kullanılır;  ama bu sözü,  olup biten Prof. Dr. Cihan Aksoy meselesi için yorumlarsak: “Kardeşim sen bu adamın şimdiye kadar hangi ahlaksızlığını, hangi terbiyesizliğini, hangi magazinsel hatasını gördün, hangi dedikoduya malzeme olmuştur, ailesinden ve kardeşlerinden başka biriyle yemekte gördün mü, adı bir kere olsun kötüyle ve kötülerle anılmış mıdır.”İnsaflı olup bir kez yaptığı işlere baksak ne olur?

            Yapmayın kardeşim. Biz kelimelere bu kadar hassas bir toplum değiliz. Bir kelime ile adam asılacak olsa bu memlekette darağacı yapılacak ağaç kalmaz.

            Prof. Dr. Cihan Aksoy Allah korkusu ve aile terbiyesi olan bir insandır.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv